TCK Madde 106'da tehdit suçunun mağduru kim olabilir ve mağdurun belirlenmesi suçun oluşumu için neden önemlidir? Muhatabı belli olmayan tehdit eylemleri, diğer suçlarla (TCK m.170 veya m.213) nasıl bir ilişki içindedir?
TCK Madde 106'daki tehdit suçunun mağduru herkes olabilir; ancak suçun oluşabilmesi için mağdurun belirli bir kişi ya da kişiler olması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) 2018/541 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, tehdit suçuyla korunan hukuki yarar, kişilerin huzur ve sükunu ile karar verme ve hareket etme hürriyetidir. Bu yarar, belirli bir kişiye veya kişilere yönelik saldırılarla ihlal edilebilir. Tehdidin mağdura ulaştırılması, failin tehdit kastının gerçekleşmesi açısından kritik öneme sahiptir; mağdurun haberi olmadan onun arkasından söylenen sözler veya işaretler tehdit suçunu oluşturmaz. Muhatabı belli olmayan tehdit eylemleri ise, TCK'nın 170. maddesi kapsamında 'genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması' (kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda) ya da 213. maddesi kapsamında 'halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit' olarak değerlendirilebilecektir. Bu ayrım, suçun hukuki nitelendirmesi ve uygulanacak kanun maddesi açısından belirleyicidir, zira tehdit suçunun amacı belirli bir bireyin irade özgürlüğünü etkilemek iken, diğer suçların amacı genel kamu güvenliğini veya toplumdaki huzuru bozmaktır.