Yargıtay Ceza Daireleri, 'Rızaen Arama' kavramına ilişkin Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 8/f bendindeki 'ilgilinin rızası' ibaresinin Danıştay tarafından iptal edilmesi sonrası nasıl bir tutum sergilemektedir? Bu iptal kararının, rıza ile yapıldığı iddia edilen aramalarda elde edilen delillerin hukuki geçerliliği üzerindeki etkisi nedir? (Örnek: Ceza Genel Kurulu 2023/522 E., 2024/65 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94095

Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 'Karar alınmadan yapılacak arama' başlıklı 8. maddesinin (f) bendindeki 'ilgilinin rızası' ibaresi, Danıştay Onuncu Dairesince 13.03.2007 tarih ve 6392-948 sayı ile iptal edilmiş, bu karar Danıştay İdari Dava Daireler Kurulu tarafından da onanmıştır. Bu iptal kararı sonrası Yargıtay Ceza Daireleri, rıza ile yapıldığı iddia edilen aramalarda elde edilen delillerin hukuki geçerliliği konusunda titiz bir tutum sergilemektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2023/522 Esas, 2024/65 Karar sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere, 'rızanın hukuken geçerli olmadığının kabulünün gerektiği' ifade edilmiştir. Bu kararda, iş yerinde kaçak sigara satışına ilişkin ihbar üzerine, arama kararı olmaksızın polis memurlarının doğrudan iş yerine giderek sigara satın almak istemeleri ve sonrasında kaçak sigaralara el koymaları eylemi değerlendirilmiş, 'rızanın hukuken geçerli olmadığı' ve elde edilen delillerin 'yasak delil niteliğinde olduğu' kabul edilmiştir. Bu durum, arama kararının veya yazılı arama emrinin bulunmadığı durumlarda, kişilerin rızasının tek başına aramanın hukuka uygunluğunu sağlamayacağını göstermektedir. Zira, rızanın baskı altında veya bilgi eksikliğiyle verildiği durumlar, temel hak ve özgürlüklerin ihlaline yol açabilir. Bu nedenle, delilin hukuka uygun bir şekilde elde edilmesi için kanunilik ilkesine sıkı sıkıya uyulması gerektiği vurgulanmaktadır.