CMK Madde 119'da yer alan arama kararının 'geçerli olacağı zaman süresi'ni açıkça gösterme zorunluluğu, kişilerin özel hayatının gizliliği (Anayasa m.20) ilkesi açısından ne anlam taşımaktadır? Bu sürenin belirsiz veya aşırı uzun olması durumunda arama kararının hukuka uygunluğu nasıl etkilenecektir?
CMK Madde 119'un (2) fıkrasının (c) bendi, arama karar veya emrinde 'karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi'nin açıkça gösterilmesini zorunlu kılar. Bu, kişilerin özel hayatının gizliliği (Anayasa m.20) ve konut dokunulmazlığı (Anayasa m.21) gibi temel hak ve özgürlüklerinin keyfi ve süresiz müdahalelere karşı korunması açısından hayati bir güvencedir. Arama, temel hak ve özgürlüklere ciddi boyutta bir müdahale olduğundan, 'ölçülülük' ilkesi gereği, müdahalenin amacı ile orantılı ve zorunlu olduğu süre ile sınırlı olması esastır. Bir arama kararının geçerli olacağı sürenin belirsiz veya aşırı uzun olması, bu kararı hukuka aykırı hale getirecektir. Zira bu durum, bireyin özel hayatına yönelik müdahalenin kapsamını öngörülemez hale getirir ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Yargıtay içtihatlarında da (örneğin önleme aramalarında süre sınırı ile ilgili olarak), makul bir sebep olmadığı halde verilen uzun süreli arama kararlarının hukuka aykırı olacağı vurgulanmıştır. Dolayısıyla, zaman sınırlaması, müdahalenin zorunlu ve orantılı olmasını sağlamak için bir denetim mekanizmasıdır.