Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun içtihatlarında, 'gizli soruşturmacı' (CMK m.139) ile 'gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi' arasındaki temel ayrım nasıl yapılmaktadır ve bu ikincisinin elde ettiği delillerin hukuka uygun sayılabilmesi için hangi koşulların varlığı aranmaktadır (Örnek: Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2015/24478 K., 2017/6109 T.)?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94090

Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK) içtihatlarında, 'gizli soruşturmacı' (CMK m.139) ve 'gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi' arasında önemli bir ayrım yapılır. CMK 139'daki gizli soruşturmacı tedbiri, ancak maddede sayılan katalog suçları işleyen örgüt ve örgüt mensubu suçlular aleyhine başvurulabilen özel bir koruma tedbiridir. 'Gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi' ise CMK 160 ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet Savcısının emri doğrultusunda, suç ve failini belirlemek ve suçla ilgili delil toplamak amacıyla alıcı rolüne girerek suça azmettirmeden ve teşvik etmeden işlem yapan kolluk görevlisidir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/24478 E., 2017/6109 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, bu ikincisinin elde ettiği delillerin hukuka uygun kabul edilebilmesi için şu koşullar aranır: 1) Gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi hiçbir zaman kışkırtıcı ajan gibi hareket edemez; önceden failde bulunmayan suç işleme kastı yaratılarak, fail suç işlemeye azmettirilmemelidir (provokasyon yasağı). 2) CMK'nın 160 ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan yazılı veya acele hallerde sözlü bir görevlendirme bulunmalıdır. Cumhuriyet Savcısının emri olmadan yapılan adli işlemler hukuka aykırı olup elde edilen deliller de hukuka aykırıdır. 3) Kolluk görevlisinin tutanağı delil olarak kabul edildiğinde, diğer delillerle birlikte tutanağa da dayanılıyorsa mutlaka tutanak düzenleyiciler dinlenilmeli ve sanığa savunma imkanı sağlanmalıdır. Bu koşullar, adil yargılanma hakkı (AİHS Madde 6) ve hukuka uygun delil elde etme ilkelerinin korunması açısından temel güvencelerdir.