CİGK Madde 50'de 'Zorlayıcı Araçların Kullanılması' nasıl düzenlenmiştir? Özellikle 'zincir ve demire vurmak' tedbirinin hiçbir hâlde uygulanamaması ile kelepçe ve bedensel hareketleri kısıtlayıcı araçların hangi koşullar altında ve hangi amaçlarla kullanılabileceği, uluslararası insan hakları standartları açısından ne anlama gelmektedir?
CİGK Madde 50, zorlayıcı araçların kullanımını sıkı kurallara bağlamıştır. Maddeye göre, hiçbir hâlde zincir ve demire vurmak tedbir olarak uygulanmaz (f.1). Bu kesin yasak, ceza infaz hukukunda insan onurunun ve işkence/kötü muamele yasağının (AİHS Madde 3) mutlak bir şekilde korunmasına yönelik uluslararası insan hakları standartlarının bir yansımasıdır. Kelepçe ve bedensel hareketleri kısıtlayıcı araçlar ise belirli koşullar altında kullanılabilir: a) Yetkili makamın önüne getirildiğinde çıkarılmak kaydıyla, sevk ve nakil sırasında kaçmayı önlemek için, b) Hekimin talimat ve gözetiminde olmak üzere tıbbî nedenlerle, c) Diğer kontrol usûllerinin yetersizliği hâlinde hükümlünün kendisine veya başkalarına zarar vermesine veya eşyayı tahrip etmesine engel olmak için kurum en üst amirinin emriyle kullanılabilir (f.1). Çocuk hükümlüler için (a) bendi hükmü uygulanmaz (f.2). Bu düzenleme, zorlayıcı araçların ancak 'mutlak zorunluluk' ve 'ölçülülük' ilkeleri çerçevesinde, belirli meşru amaçlar (güvenlik, tıbbi zorunluluk, firarı önleme) için ve en az kısıtlayıcı şekilde kullanılabileceğini belirtir. Bu, bireyin özgürlüğüne müdahalenin ancak asgari düzeyde ve belirlenmiş koşullarda yapılmasını temin eder.