TCK Madde 106'da tehdit suçunun 'birden fazla kişi tarafından birlikte' (f.2/c) işlenmesi nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için aranan koşullar ve 'zincirleme suç' (TCK m.43/2) ile 'gerçek içtima' arasındaki farklar Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/541 K. ve 2017/35 K. sayılı kararları ışığında nasıl açıklanır?
TCK Madde 106'nın (2) fıkrasının (c) bendi, tehdit suçunun 'birden fazla kişi tarafından birlikte' işlenmesini nitelikli hâl olarak kabul eder. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/541 Karar sayılı kararına göre, bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için en az iki kişi tarafından suçun icra hareketlerinin 'müşterek fail' olarak sorumluluğu gerektirecek şekilde birlikte gerçekleştirilmiş olması gerekir. Yani, faillerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmesi ve her iki failin de birlikte olması, mağdur açısından korkutucu gücünün mağdura yansıtılmış olması yeterlidir. Eylemi bir fail gerçekleştirirken diğer failin korkutucu güç olarak yanında bulunması da bu nitelikli hâlin oluşumu için yeterlidir. 'Zincirleme suç' (TCK m.43/2) ise, 'aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi' durumunda uygulanır ve faile tek ceza verilip bu ceza artırılır. Örneğin, failin bir topluluğa 'Hepinizi öldüreceğim' demesi gibi. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2021/17868 E., 2024/890 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, aynı olay bütünlüğü ve aynı kasıt altında, kısa zaman dilimi içerisinde ve aynı eylemin devamı niteliğindeki sözlerle, birden fazla katılana karşı gerçekleştirilen tehdit eylemleri için TCK'nın 43/2. maddesi uygulanarak cezanın artırılması gerekir. 'Gerçek içtima' ise, birden fazla bağımsız suçun işlenmesi halinde her bir suçtan ayrı ayrı ceza verilmesidir (örneğin TCK 106/3'teki tehdit amacıyla yaralama). Dolayısıyla, nitelikli hâl (f.2/c) tehdit eyleminin birden fazla kişi tarafından 'müşterek faillik' kapsamında işlenmesini, zincirleme suç (m.43/2) ise tek fiil ile birden fazla kişiye karşı aynı suçun işlenmesini ifade eder. Farklı mağdurlara karşı tek fiil ile tehdit eylemlerinde 'fiilin hukuki anlamda tekliği' ilkesi benimsenerek TCK Madde 43/2'nin uygulanması esas alınmıştır.