TCK Madde 106'nın (3) fıkrasında düzenlenen 'tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme' suçlarının işlenmesi halinde ayrıca bu suçlardan ceza verilmesi hükmü, ceza hukukunda 'içtima' kuralları bağlamında nasıl bir özel düzenleme getirmektedir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/35 K. sayılı kararı ve mala zarar verme örneği üzerinden bu durum açıklayınız.
TCK Madde 106'nın (3) fıkrası, tehdit suçunun ciddiyetini vurgulamak amacıyla başka bir suçun işlenmesi halinde, yani tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da ceza verilmesini öngörür. Bu hüküm, ceza hukukunda genel 'fikri içtima' kuralının (TCK m.44) bir istisnası olarak 'gerçek içtima' (toplama) hükümlerinin uygulanacağını vurgulamaktadır. Normalde tek bir fiil birden fazla farklı suçu oluşturduğunda en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilirken (fikri içtima), bu maddede tehdit amacının varlığı halinde her iki suçtan da ayrı ayrı ceza verilecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/35 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 'Kişi tehdidinin ciddiliğini vurgulamak için, bir başkasını öldürmüş veya yaralamış ya da malına zarar vermiş olabilir. Bu gibi durumlarda gerçek içtima hükümleri uygulanarak ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmedilmelidir.' Örnek olarak, 'komşusu B'nin evini boşaltmasını isteyen A'nın korkutmak amacıyla av tüfeğiyle evinin duvarlarına ve pencerelerine ateş etmesi' durumunda, fail hem silahla tehdit suçundan hem de mala zarar verme suçundan ayrı ayrı cezalandırılacaktır. Bu, tehdit suçunun ciddiyetini vurgulayan ve araç suçun ayrıca cezalandırılmasını öngören özel bir düzenlemedir.