TCK Madde 106'da tehdit suçunun nitelikli halleri nelerdir? Özellikle 'silahla tehdit' (f.2/a) suçunun oluşabilmesi için silahın 'görülüp hissedilebileceği ve mağdurun üzerindeki etkisini artıracak biçimde teşhiri veya kullanılması' şartı Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2017/20188 E., 2021/2330 K. sayılı kararı ışığında nasıl yorumlanmaktadır? Mağdurun olay yerinde bulunmaması durumunda bu şart nasıl sağlanır?
TCK Madde 106'da tehdit suçunun nitelikli halleri fıkra 2'de belirtilmiştir: a) Silahla, b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, c) Birden fazla kişi tarafından birlikte, d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2017/20188 Esas, 2021/2330 Karar sayılı kararına göre, 'silahla tehdit' suçunun oluşabilmesi için silahın bizzat mağdura yönelik olarak görülüp hissedilebileceği ve mağdurun üzerindeki etkisini artıracak biçimde teşhiri veya kullanılması gerekir. Mağdurun yokluğunda gerçekleştirilen tehdit eyleminin silahla tehdit suçunu oluşturabilmesi için, silahın, mağdurun evi, arabası gibi daimi kullanımında olan eşyalarında hasar, iz, emare gibi belirtiler oluşturacak ve bu suretle tehdidin mağdurun üzerinde meydana getirdiği korkunun etkisini artıracak tarzda kullanılması icap eder. Salt silahın teşhir edilmiş olması yeterli değildir. Kararda, sanığın müştekinin evinin önüne pompalı tüfek ve bıçakla gidip tehdit etmesi, ancak müştekinin olay yerinde olmaması nedeniyle eylemin basit tehdit suçunu oluşturduğu belirtilmiştir.