TCK Madde 106'da düzenlenen 'Tehdit' suçunun temel unsurları nelerdir? Özellikle 'bahisle' kelimesinin sözlü anlatımların yanı sıra fiili davranışları da kapsadığı ve 'korkutmak amacıyla' eylemin gerçekleştirilmesinin suçun oluşumu için yeterli olduğu hususu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları (Örnek: 2018/447 E., 2021/491 K. ve 2018/541 K.) ışığında nasıl açıklanır?
TCK Madde 106'da düzenlenen 'Tehdit' suçunun temel unsurları şunlardır: failin bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle (veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle) korkutmasıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) 2018/447 Esas, 2021/491 Karar ve 2018/541 Karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere, 'bahisle' kelimesi sadece sözlü anlatımları değil, aynı zamanda fiili davranışları (örneğin mektupla veya özel işaretlerle tehdit) da kapsamaktadır. Suçun oluşumu için tehdidin mağdurun bilgisine ulaştırılması yeterlidir. En önemlisi, suçun oluşabilmesi için mağdurun iç huzurunun bozulup bozulmadığının veya korkup korkmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Önemli olan, failin tehdidi oluşturan fiili 'korkutmak amacıyla' yapmış olmasıdır. Yani suçun manevi unsuru genel kasttan ibarettir ve özel bir tasarlama unsuru aranmaz. Failin eylemi objektif olarak ciddi bir korku yaratmaya elverişli, yeterli ve uygun olmalıdır. Örneğin, 'ölmediğine dua et!' şeklindeki sözlerin (YCGK 2018/525 K.) mağduru korkutma amacı taşımadığı ve geçmişe yönelik yorum olduğu anlaşıldığında tehdit suçu oluşmayabilirken, 'Sen kimsin la, şerefsizlik yapma gelirsem sıkarım senin bacaklarına, adresimi biliyorsun erkeksen gel görüşelim' gibi sözlerin (Yargıtay 4. CD 2020/28579 E.) objektif olarak korkutucu nitelikte bulunması ve genel kastın varlığı nedeniyle tehdit suçunu oluşturduğu kabul edilmektedir.