Yargıtay Ceza Daireleri, CMK Madde 119'daki arama kararının temel şartlarının (makul şüphe, geçerli süre, arama yeri ve amacı belirtilmesi) ihlali durumunda elde edilen delillerin hukuki niteliği hakkında nasıl bir tutum sergilemektedir? Özellikle 'önleme araması kararına dayanılarak ya da koşullarına uygun olmayan arama kararı üzerine yapılan arama' sonucu elde edilen delillerin durumu, Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin kararları (Örnek: 2023/14721 E., 2024/15754 K. ve 2022/10580 E., 2024/16743 K.) ışığında nasıl açıklanır?
Yargıtay Ceza Daireleri, CMK Madde 119'daki arama kararının temel şartlarının (makul şüphe, aramanın nedenini oluşturan fiil, aranılacak kişi/yer/eşya, geçerli zaman süresi) ihlali durumunda elde edilen delilleri 'hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş' delil olarak kabul etmektedir. Bu tür delillerin Anayasa'nın 38. maddesinin altıncı fıkrası ile CMK'nın 206. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ve 217. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükme esas alınamayacağını belirtmektedir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2023/14721 E., 2024/15754 K. ve 2022/10580 E., 2024/16743 K. sayılı kararlarında bu durum açıkça vurgulanmıştır. Özellikle 'önleme araması kararına dayanılarak ya da koşullarına uygun olmayan arama kararı üzerine yapılan arama' hukuka aykırıdır. Örneğin, suçüstü hali söz konusu olmaksızın veya savcılık talimatı olmaksızın sadece önleme araması kararı ile yapılan bir adli arama veya Cumhuriyet savcısının sözlü talimatı ile yapılan işyeri araması gibi durumlarda elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu ve hükme esas alınamayacağı ifade edilmektedir. Bu kararlar, delil elde etme sürecindeki usuli kurallara sıkı sıkıya uyulması gerektiğini, aksi takdirde maddi gerçeğe ulaşılsa dahi hukuka aykırı delil yasağı nedeniyle bu delillerin kullanılamayacağını göstermektedir.