Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun CMK Madde 119 kapsamında 'suçüstü hali' ve arama kararı gerekliliğine ilişkin içtihadı nasıl gelişmiştir? Özellikle sanığın kaçmak için aracını terk etmesi veya kendiliğinden yere düşen/görünen suç unsurlarına ilişkin olaylarda, kolluğun arama kararı olmaksızın el koyma yetkisi hangi ilkelere dayanmaktadır (Örnek: 2016/380 E., 2019/52 K. ve 2016/235 E., 2019/41 K.)?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94056

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun CMK Madde 119 kapsamında 'suçüstü hali' ve arama kararı gerekliliğine ilişkin içtihadı, somut olayın özelliklerine göre farklılaşır. Genel kural, arama için hâkim kararı veya istisnai durumlarda savcının yazılı emridir. Ancak, 'suçüstü' hali (CMK m.2/j) veya 'gecikmesinde sakınca bulunan' haller (PVSK m.13, Ek 4, Ek 6) gibi istisnalar mevcuttur. YCGK'nın 2016/235 Esas, 2019/41 Karar sayılı kararında, aracın arka koltuğunda uyuşturucu madde veya tabanca gibi görünen şeylere el konulmasının arama olarak kabul edilmediği, çünkü gözle görülen veya açıkta bırakılan şeylerin arama konusu olamayacağı belirtilmiştir. YCGK'nın 2016/380 Esas, 2019/52 Karar sayılı kararında ise, sanığın aracını durdurup kaçması üzerine araçta yapılan incelemede, dışarıdan görülebilen yerdeki suç konusu tabletlere el konulmasının arama işlemi olarak değerlendirilemeyeceği ve arama kararı gerektirmeyeceği kabul edilmiştir. Benzer şekilde, sanığın kaçarken elindeki poşeti yere atması ve poşetteki uyuşturucu maddelerin görülmesi durumunda da, arama değil, 'açıkta bulunan' suç unsurlarına el koyma söz konusu olur. Bu yetkiler, kolluğun suçun işlenmesini önleme ve delillerin kaybolmasını engelleme genel görevi ve 'suçüstü' hali ilkelerine dayanır. Ancak, bu işlemler 'orantılılık' ilkesine uygun olmalı ve kişinin üstündeki elbisenin çıkarılması veya aracın dışarıdan görünmeyen kısımlarının açılması gibi arama boyutuna varmamalıdır. Aksi halde, hukuka aykırı delil yasağı devreye girer.