CMK Madde 119 ve ilgili Yargıtay içtihatları çerçevesinde, 'önleme araması' ile 'adli arama' arasındaki temel farklar nelerdir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararları (Örnek: 2016/235 E., 2019/41 K.) ışığında, bir yerin 'konut' vasfında olmaması (örneğin metruk bina) durumunda yapılan aramanın hukuki niteliği nasıl değişmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94055

CMK Madde 119 ve ilgili Yargıtay içtihatları, 'önleme araması' ve 'adli arama' arasında kesin bir ayrım yapar. Adli arama (CMK m.116-134), şüpheli veya sanığı ya da suç delillerini elde etme amacıyla yapılan, yargısal bir koruma tedbiridir ve kural olarak hâkim kararı gerektirir (m.119). Önleme araması (PVSK m.9), genel emniyet ve asayişin korunması, tehlikelerin önlenmesi veya suç işlenmesinin önüne geçilmesi amacıyla yapılan idari bir işlemdir ve kural olarak mülki amirin emri veya hâkim kararı ile yapılır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/235 Esas, 2019/41 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, pencereleri ve kapıları bulunmayan, yarı yıkık vaziyetteki metruk bir binanın 'konut' vasfında olmadığı, kişilerin devamlı veya geçici olarak yerleşmek ve barınmak amacıyla oturmalarına elverişli yerlerden olmadığı gibi özel ve aile yaşamının geliştiği maddi olarak belirlenmiş yerler kapsamında nitelendirilemeyeceği kabul edilmiştir. Bu gibi yerlerde kolluk görevlilerince gerçekleştirilen kontrollerin CMK'nın 116 ve devamı maddelerinde düzenlenen teknik anlamda bir arama işlemi olarak değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla bu durumun Anayasa'nın 20 ve 21. maddeleri altında güvence altına alınan 'Özel hayatın gizliliği' ve 'Konut dokunulmazlığı'na ilişkin temel hak ve özgürlükler ile AİHS'nin 8. maddesinin ihlalini söz konusu etmeyeceği belirtilmiştir. Bu türden yerlerde, PVSK'nın 9. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi anlamında 'umumi veya umuma açık yer' kapsamında önleme araması kararı uyarınca arama yapılabileceği de gözetilmiştir.