CİGK Madde 59'da hükümlünün avukat ve noterle görüşme hakkı nasıl düzenlenmiştir? Özellikle (4), (5) ve (8) fıkralarında yapılan değişiklikler ve getirilen kısıtlamalar, belirli suç tipleri (terör, örgütlü suçlar) açısından savunma hakkının sınırlandırılması bağlamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları açısından nasıl bir denge arayışını yansıtmaktadır?
CİGK Madde 59, hükümlünün avukat ve noterle görüşme hakkını güvence altına alır; meslek kimliklerinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde, konuşulanların duyulamayacağı ancak görülebileceği bir biçimde görüşme yapılır. (4) fıkrası, görüşme sırasında belge ve kayıtların incelenemeyeceği, görüşmelerin dinlenemeyeceği ve kayda alınamayacağı güvencesini verir. Ancak, (5) fıkrası (Değişik: 3/10/2016-KHK-676/6 md.), Türk Ceza Kanunu'nun 220, İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olanların avukatları ile görüşmelerinde, toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeye düşürüldüğüne, terör örgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirildiğine dair bilgi, bulgu veya belge elde edilmesi hâlinde, Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla üç ay süreyle; görüşmelerin teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebileceği, görevlinin görüşmede hazır bulundurulabileceği, belgelere el konulabileceği veya görüşme gün ve saatlerinin sınırlandırılabileceği kısıtlamasını getirir. (8) fıkrası ise bu tür bir durumun tespiti halinde avukatla görüşmenin altı ay süreyle yasaklanabileceğini düzenler. Bu kısıtlamalar, özellikle terör ve örgütlü suçlar bağlamında, bir yandan savunma hakkının (AİHS Madde 6) temel güvencesini korurken, diğer yandan ulusal güvenlik ve kamu düzeni gibi meşru amaçlarla bu hakkın sınırlandırılması arasındaki dengeyi yansıtır. AİHM, avukat-müvekkil gizliliğinin istisnai durumlarda ve ancak kesinlikle zorunlu olması halinde, yasal ve orantılı tedbirlerle sınırlandırılabileceğini belirtmektedir. Bu maddelerdeki değişiklikler, Türkiye'nin terörle mücadeledeki hassasiyetlerini ve bu bağlamda getirilen ek güvenlik tedbirlerini yansıtırken, AİHM tarafından bu tür kısıtlamaların 'demokratik bir toplumda zorunlu' olup olmadığı ve 'ölçülülük' ilkesine uygunluğu sıkça denetlenmektedir.