Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK) kararları ışığında (Örnek: Yargıtay 18. CD 2015/24478 K., 2017/6109 T.), 'gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi'nin faaliyetleri sırasında 'kışkırtıcı ajan' gibi hareket etmemesi ilkesi ne anlama gelmektedir? Bu ilkenin ihlali durumunda elde edilen delillerin hukuki geçerliliği nasıl etkilenir ve bu durum 'adil yargılanma hakkı' açısından ne gibi sorunlar yaratır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94013

Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK) kararları, 'gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi'nin faaliyetleri sırasında 'kışkırtıcı ajan' gibi hareket etmemesi ilkesini mutlak bir koşul olarak kabul eder. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/24478 Esas, 2017/6109 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 'gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi hiç bir zaman kışkırtıcı ajan gibi hareket edemez. Önceden failde bulunmayan suç işleme kastı yaratılarak, fail suç işlemeye azmettirilmemelidir.' Bu, kolluk görevlisinin soruşturma sırasında pasif bir davranışta bulunmanın ötesine geçmemesi, suçun işlenmesine teşvik eder bir tarzda etki uygulamaması gerektiği anlamına gelir. Eğer polis memurlarının kışkırtması ve müdahalesi olmadan suçun işlendiğine dair delil elde edilemiyorsa, polis memurunun kışkırtıcı ajan rolüne geçtiği ve 'adil yargılanma hakkı'nın (AİHS Madde 6) ihlal edildiği kabul edilir. Bu ilkenin ihlali durumunda elde edilen deliller hukuka aykırı hale gelir ve hükme esas alınamaz (CMK m.206/2-a, 217/2). Bu durum, adil yargılanma hakkının temel bir güvencesidir; zira suçun devletin kışkırtmasıyla işlenmesi, yargılamanın meşruiyetini ve hukuka uygunluğunu temelden zedeler.