Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 46 kapsamında görülen hakim aleyhine açılan manevi tazminat davalarında, 'suçüstü' veya 'maddi hata' iddiasının değerlendirilmesinde nasıl bir tutum sergilenmektedir? Mağdurun yasal yolları (temyiz) kullanmaması, davanın sonucunu nasıl etkilemektedir? (Örnek: HGK 2015/1344 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94012

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) HMK Madde 46 kapsamında görülen hakim aleyhine açılan manevi tazminat davalarında, iddia edilen 'suçüstü' veya 'maddi hata' gibi durumlar titizlikle değerlendirilir. HGK'nın 2015/1344 Esas, 2015/1344 Karar sayılı kararında, duruşma gününün tatil gününe denk gelmesi nedeniyle değiştirilip paraf edilmesinin 'maddi hataya dayalı olduğu ve tahrifat olarak düşünülemeyeceği' belirtilmiştir. Kararda, davacının davasının açılmamış sayılmasına ilişkin kararı temyiz etme imkanı varken bu hakkını kullanmaması ve kararın kesinleşmesini sağlaması önemli bir faktör olarak vurgulanmıştır. HGK, maddi hatadan dönülerek yeniden duruşma günü verilmesine ilişkin talebin reddedilmesinin, kararın temyiz edilmesi halinde incelenebileceğini ve davacının asıl konuya ilişkin yeniden dava açmasının mümkün olduğunu belirtmiştir. Bu durumda, herhangi bir 'hak kaybı' söz konusu olmadığı ve davacının yasal yolları kullanmaması nedeniyle HMK Madde 46'daki koşulların oluşmadığı kabul edilmiştir. Bu, yargılama sürecindeki usuli eksikliklerin yasal yollarla giderilmesi gerektiğini, bu yollar kullanılmadan doğrudan tazminat davası açılmasının her zaman haklı bulunmayacağını gösterir. Yargılama makamlarının içtihatlarında, 'hukuki güvencelerin' öncelikle usuli yollarla kullanılması esastır.