5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 106'da düzenlenen tehdit suçu ile kasten yaralama suçunun bir arada işlendiği durumlarda, TCK Madde 106'nın (3) fıkrası uyarınca nasıl bir hukuki değerlendirme yapılır? Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2023/4752 E., 2023/15274 K. sayılı kararı ışığında, tehdit içeren sözlerin kasten yaralama eyleminin 'irade açıklaması niteliğinde' olması halinde eylemin bütün halinde hangi suçu oluşturduğu açıklayınız.
TCK Madde 106'nın (3) fıkrası, tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verileceğini düzenler. Bu, tehdidin ciddiyetini vurgulamak için işlenen araç suçun ayrıca cezalandırılmasını öngören özel bir 'gerçek içtima' kuralıdır. Ancak, Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2023/4752 Esas, 2023/15274 Karar sayılı kararı, bu durumu farklı bir perspektiften ele almaktadır. Kararda, 'seni öldürmeye geldim, seni öldüreceğim' şeklindeki tehdit sözlerinin, failin katılanı bıçakla yaralama eylemiyle birlikte gerçekleştiği durumda, bu sözlerin kasten yaralama eyleminin 'irade açıklaması niteliğinde' olduğu belirtilmiştir. Bu gibi durumlarda, tehdit içeren sözlerin ayrı bir tehdit suçunu değil, kasten yaralama suçunun bir parçası olarak, yani kasten yaralama eyleminin amacını ve içeriğini açıklayan bir unsur olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla, mahkeme, sanık hakkında ayrıca silahla tehdit suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. Bu durum, eylemlerin bütün halinde bir suçun unsuru veya işleniş biçimi olarak ele alınması ve mükerrer cezalandırmanın önüne geçilmesi ilkesine dayanmaktadır.