5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Madde 119 ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) Madde 4/A ile Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği Madde 27 uyarınca, kolluk görevlilerinin kişileri ve araçları durdurma ve yoklama biçiminde kontrol etme yetkisinin kapsamı ve sınırlamaları nelerdir? Bu yetki, 'arama' kavramından nasıl ayrılmaktadır?
PVSK Madde 4/A, kolluk görevlilerine, bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek, failleri yakalamak, kimlik tespit etmek veya mevcut/muhtemel tehlikeyi önlemek amacıyla kişileri ve araçları durdurma yetkisi verir. Bu yetkinin kullanılabilmesi için polisin tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebebin bulunması gerekir. Süreklilik arz edecek veya keyfilik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapılamaz. Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği Madde 27'de ise durdurma yetkisi için 'umma' derecesinde makul şüphe aranır ve durdurulan kişi üzerinde giysilerinden herhangi birisi çıkarılmaksızın, yoklama biçiminde bir kontrol yapılabilir. Bu işlem sonucunda kişide silah bulunduğu sonucunu çıkarmaya yeterli şüphe meydana gelirse, memur kendiliğinden silah ve diğer suç eşyası araması yapabilir. Ancak bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez (PVSK m.4/A son fıkra). Bu yetki, CMK Madde 119'daki 'arama' kavramından ayrılır. Arama, gizli olanı ortaya çıkarmak için yürütülen daha kapsamlı bir faaliyettir ve genellikle hâkim kararı veya yazılı emir gerektirir. Durdurma ve yoklama, daha çok önleyici ve kontrol amaçlı olup, arama prosedürüne tabi değildir. Kolluk, bu yetkilerini 'makul şüphe' veya 'makul sebep' ile sınırlı olarak ve ölçülülük ilkesine uygun biçimde kullanmak zorundadır, aksi takdirde elde edilen deliller hukuka aykırı sayılabilir.