5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da (CİGK) tutukluların çalışma ve ziyaretçi kabul etme hakları nasıl düzenlenmiştir? Özellikle Madde 114 ve 115'te belirtilen, soruşturma veya kovuşturma evresinde bu haklara getirilebilecek kısıtlamalar, tutukluluk statüsünün getirdiği 'masumiyet karinesi' ile yargılamanın selameti ve güvenlik ihtiyacı arasındaki dengeyi nasıl kurmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #94007

CİGK Madde 114'e göre tutukluların çalışmaları istenebilir; ancak, buna mecbur tutulamazlar. İstediklerinde idare, barındırıldıkları odalarda çalışmalarına izin verebilir, hatta iş yerlerinde de çalışmalarına izin verilebilir, bu takdirde hükümlülere ait rejim uygulanır (f.1). Ziyaretçi kabulünde ise, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde tutuklular kurumun genel düzenine uymak suretiyle ziyaretçi kabul edebilirler. Ancak soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkeme, 'soruşturmanın veya davanın selameti bakımından' tutuklunun ziyaretçi kabulünü yasaklayabilir veya bu hususta kısıtlamalar koyabilir (f.2). Yazılı haberleşmeleri ve telefonla görüşmeleri de aynı şekilde kısıtlanabilir (f.3). Madde 115'te ise tehlikeli hâlde bulunan, delil karartma tehlikesi olan, soruşturmanın amacını veya tutukevinin güvenliğini tehlikeye düşüren veya suçun tekrarına olanak verecek davranışlarda bulunan tutuklulara yönelik kısıtlayıcı önlemler (tek başına muhafaza, kamera ile izleme, dışarıyla ilişki kısıtlaması, özel odada barındırma, kelepçeleme, yüksek güvenlikli kuruma nakil) düzenlenmiştir. Bu kısıtlamalar, 'masumiyet karinesi'ne (Anayasa m.38, AİHS m.6) rağmen, yargılamanın selameti (delil karartmayı önleme), firar riskini engelleme ve kamu/kurum güvenliğini sağlama gibi meşru amaçlarla getirilmiştir. Bu, henüz suçluluğu kesinleşmemiş bireylerin hakları ile adaletin ve güvenliğin sağlanması arasındaki hassas dengeyi yansıtır. Kısıtlamalar, kanunda belirtilen somut gerekçelerle ve ölçülülük ilkesi gözetilerek uygulanmalıdır.