HMK Madde 46'ya dayalı bir tazminat davasında, davacının daha önce ilgili yargısal karara karşı tüm kanun yollarını tüketmiş olması bir ön şart mıdır? Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/7-2492 E., 2017/11 K. sayılı kararında bu husus nasıl ele alınmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #93840

HMK Madde 46'da veya gerekçesinde, tazminat davası açılabilmesi için ilgili yargısal karara karşı tüm kanun yollarının tüketilmiş olması açıkça bir ön şart olarak belirtilmemiştir. Ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/7-2492 E., 2017/11 K. sayılı kararında (aslında bu bir Hukuk Genel Kurulu kararı olmalı, zira HMK 46 hukuk hakimlerinin sorumluluğuyla ilgilidir; metinde ceza davasıyla ilgili bir atıf var, bu bir yazım hatası olabilir veya spesifik bir ceza hakiminin eylemine dayanan bir HMK 46 davası olabilir), davacının 'tedbir kararına karşı hiçbir yasal yola başvurmadığı gibi; ne tedbir kararına ne nihai karara karşı temyiz yoluna gitmediği' hususu, davacının iyi niyetle hareket etmediği ve kendi üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği şeklinde değerlendirilerek davanın reddine karar veren Özel Daire kararının onanmasında bir etken olarak zikredilmiştir. Bu durum, açık bir ön şart olmasa da, yasal yolların tüketilmemiş olmasının davacının iyi niyetini ve davasının ciddiyetini sorgulatabileceğini ve mahkemenin takdirinde rol oynayabileceğini göstermektedir. Özellikle 'farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar' iddiası varsa, bu aykırılığın üst mahkemelerce tespit edilmemiş olması davanın ispatını zorlaştırabilir.