AYM'nin Rıza Barut kararında, başvurucunun tutuklanmasına dayanak olan iki gizli tanık beyanını 'kuvvetli belirti' olarak kabul etmemesinin gerekçeleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #92873

AYM, Rıza Barut kararında iki gizli tanık beyanını da 'kuvvetli belirti' olarak kabul etmemiştir. Gerekçeleri şunlardır: 1. **Birinci Beyan:** Bu beyanda, başka bir şahsın (M.A.) adaylık sürecinde Kuzey Irak'a gidip geldiği ve başvurucu Rıza Barut'un da bu şahsın faaliyetlerini kontrol etmek üzere örgüt tarafından görevlendirildiği iddia edilmektedir. AYM, bu beyanın başvurucunun 'doğrudan somut bir örgütsel fiilinden' bahsetmediğini, bir başkasının eylemi üzerinden dolaylı ve soyut bir iddiada bulunduğunu belirtmiştir. Bu iddia, somut, doğrulanabilir bir eyleme dayanmadığı için kuvvetli belirti sayılmamıştır. 2. **İkinci Beyan:** Bu beyanda ise, 'eski Eğil Belediye Başkanı M.A.'nın belediye meclis üyesi olan başvurucuya anlam veremediği şekilde saygı gösterdiği' ifade edilmektedir. AYM, bu ifadenin gizli tanığın 'kişisel kanaatinden ve yorumundan' öteye geçmediğini, objektif bir olguyu değil, sübjektif bir gözlemi aktardığını belirtmiştir. Bir kişinin diğerine saygı göstermesi, tek başına örgütsel bir bağa veya suça işaret eden somut bir delil olarak kabul edilemez. Bu nedenlerle AYM, her iki beyanın da tutuklama için aranan 'kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil' standardını karşılamadığına karar vermiştir.