Gizli tanık beyanlarının delil değeri konusunda soruşturma (tutuklama) ve kovuşturma (mahkumiyet) aşamaları arasında bir fark var mıdır? İHAM ve AYM'nin bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #92719

Evet, önemli bir fark vardır. Hem İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) hem de Anayasa Mahkemesi (AYM), gizli tanık beyanlarına ilişkin güvencelerin ve bu beyanların delil olma derecesinin soruşturma ve kovuşturma aşamalarında farklı seviyelerde aranması gerektiğini kabul etmektedir. **Soruşturma (Tutuklama) Aşaması:** Bu aşamada aranan 'makul şüphe' veya 'kuvvetli belirti' için, belirli koşullar altında (somut olgulara dayanma, şüpheliye savunma imkanı tanınma) tek başına gizli tanık beyanı yeterli görülebilir. Amaç, soruşturmanın selameti için geçici bir tedbir uygulamaktır. **Kovuşturma (Mahkumiyet) Aşaması:** Bu aşamada ise 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi ve adil yargılanma hakkının tüm güvenceleri (özellikle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama) tam olarak devreye girer. Bu nedenle, mahkumiyet hükmü tek başına veya belirleyici ölçüde gizli tanık beyanına dayandırılamaz. Bu beyanın mutlaka başka yan delillerle desteklenmesi ve doğrulanması gerekir. Zaten 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu m.9/8 de 'gizli tanık beyanının tek başına hükme esas alınamayacağını' açıkça düzenleyerek bu standardı yasal güvence altına almıştır. İHAM da (örn: Labita/İtalya kararı) tek başına gizli tanık beyanının uzayan bir tutukluluğu haklı kılamayacağını belirtmiştir.