Marka hakkına tecavüz suçunda, suça konu taklit ürünlerin müsaderesine karar verilirken, TCK m.54/1 ile m.54/4 arasında nasıl bir ayrım yapılmalıdır? Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı bu ayrımı nasıl etkiler?
Bu iki fıkra arasındaki temel ayrım, müsadereye konu eşyanın niteliği ve mahkumiyetle olan bağıdır. - **TCK m.54/1:** Suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen 'iyi niyetli üçüncü kişilere ait olmayan' eşyanın müsaderesini düzenler. Bu müsadere, mahkumiyet hükmüne bağlıdır. Yani, mahkumiyet ortadan kalkarsa (örneğin HAGB sonrası düşme kararı verilirse) müsadere kararı da ortadan kalkar. - **TCK m.54/4:** Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı 'başlı başına suç oluşturan' eşyanın müsaderesini düzenler. Bu müsadere, bir mahkumiyet kararı olmasa bile (beraat veya düşme halinde dahi) verilebilir. Marka hakkına tecavüz suçunda, taklit ürünlerin üretimi, bulundurulması ve satımı başlı başına suç teşkil ettiğinden, bu ürünler TCK m.54/4 kapsamında müsadere edilmelidir. Eğer mahkeme, HAGB kararı ile birlikte m.54/1'e göre müsadere kararı verirse, bu hukuka aykırıdır. Çünkü denetim süresi sonunda düşme kararı verildiğinde, m.54/1'e dayalı müsadere kararı da kalkacak ve suç teşkil eden ürünlerin sanığa iadesi gibi kabul edilemez bir sonuç ortaya çıkacaktır. Bu nedenle, Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2020/3173 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu tür ürünler hakkında mutlaka TCK m.54/4 uyarınca müsadere kararı verilmelidir.