5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu m.9/8 hükmü, gizli tanık beyanlarının hukuki değerini nasıl düzenlemiştir? Bu yasal düzenleme, gizli tanık beyanının tutuklama kararına dayanak olmasıyla çelişir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #92597

5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu m.9/8, 'Hazır bulunanların huzurunda dinlenmesi gereken tanıklardan olayın tek tanığı olan veya tanıklığı, mahkemece hükme esas alınacak derecede önemli olan tanığın, bu Kanun hükümlerine göre dinlenmesi suretiyle ortaya konulan beyanları, tek başına hükme esas teşkil etmez.' hükmünü amirdir. Bu hüküm, kovuşturma aşamasının sonunda verilecek 'mahkumiyet hükmü' ile ilgilidir ve gizli tanık beyanının tek veya belirleyici delil olmasını yasaklar. Bu düzenleme, gizli tanık beyanının tutuklama kararına dayanak olmasıyla doğrudan çelişmez. Çünkü tutuklama bir 'hüküm' değil, bir 'koruma tedbiridir'. Tutuklama için aranan delil standardı (kuvvetli belirti), mahkumiyet için aranan standarttan (her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil) daha düşüktür. Dolayısıyla, bir delil tek başına mahkumiyet için yetersizken, tutuklama için yeterli 'kuvvetli belirti' olarak kabul edilebilir. AYM'nin Rıza Barut kararı da bu ayrımı esas alarak, gizli tanık beyanının belirli koşullarda tutuklamaya dayanak olabileceğini, ancak mahkumiyete tek başına dayanak olamayacağı gerçeğini değiştirmeyeceğini ortaya koymuştur.