Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/12295 K. sayılı kararında, nafaka alacaklısı kadının işe girip asgari ücret düzeyinde maaş almasının, yoksulluk nafakasının 'tümden kaldırılması' için yeterli görülmemesinin altında yatan hukuki mantık nedir? Mahkemenin bu durumda hangi ilkeyi gözetmesi gerektiği belirtilmiştir?
Kararın altında yatan hukuki mantık, 'yoksulluk' kavramının mutlak bir gelirsizlik hali olmamasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına da atıfla, yoksulluk, kişinin temel yaşam giderlerini (barınma, yeme-içme, sağlık, ulaşım vb.) karşılayacak düzeyde gelire sahip olmamasıdır. Asgari ücret, genellikle bu temel giderleri ancak karşılayan veya bazen karşılamaya yetmeyen bir düzey olarak kabul edilir. Dolayısıyla asgari ücretle çalışmaya başlamak, kişinin ekonomik durumunda bir iyileşme yaratsa da, onu 'yoksulluk' durumundan tamamen çıkardığı anlamına gelmez. Bu nedenle mahkeme, bu durumu nafakanın tümden kaldırılması için yeterli görmeyebilir. Kararda, mahkemenin bu durumda 'çoğun içinde az da vardır' ilkesi gereği, kaldırma talebini reddederken, şartları varsa TMK m. 4'teki 'hakkaniyet ilkesi' gereğince nafaka miktarında makul bir indirim yapma seçeneğini de değerlendirmesi gerektiği belirtilmiştir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/nafaka-indirim-davasi-kaldirilmasi/)