5271 sayılı CMK'nın 142. maddesi, haksız koruma tedbirleri nedeniyle tazminat isteme süresini, kararın kesinleşmesinden itibaren 'üç ay' ve 'her halde bir yıl' olarak belirlemiştir. Bu iki süre arasındaki ilişki nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #92538

Bu iki süre, birbirini tamamlayan ve sınırlayan hak düşürücü sürelerdir. 'Üç aylık' süre, kural olan süredir ve bu sürenin başlangıç anı, tazminata dayanak olan beraat veya takipsizlik gibi kararların ilgiliye 'tebliğ' edildiği tarihtir. 'Bir yıllık' süre ise, azami ve mutlak bir üst sınırdır. Bu sürenin başlangıcı, kararın tebliğ tarihi değil, 'kesinleşme' tarihidir. Bu düzenlemenin amacı, kararın ilgiliye çok geç tebliğ edilmesi veya hiç tebliğ edilememesi durumunda, dava açma hakkının süresiz olarak devam etmesini önlemektir. Dolayısıyla, ilgili kişi, kararın kesinleştiğini ve lehine olduğunu öğrenmişse, tebliği beklemeden de bir yıllık süre içinde davasını açmalıdır. Karar tebliğ edilmişse, üç aylık süreyi geçiremez. Her halükarda, kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra dava açılamaz. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-100-tutuklama-nedenleri.html)