TCK m.158/1-i'de düzenlenen 'serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle' işlenen dolandırıcılık suçu ile TCK m.155/2'de düzenlenen 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçu arasındaki temel ayrım noktası nedir?
İki suç arasındaki temel ayrım, suçun başlangıcındaki 'hile' unsurudur. Dolandırıcılık suçunda (TCK m.158/1-i), fail, mesleki sıfatını bir 'hile aracı' olarak kullanarak, mağduru en başından itibaren aldatır ve bu aldatma sonucunda bir malın teslimini veya bir menfaati sağlar. Mağdurun iradesi hile ile sakatlanmıştır. Örneğin, bir doktorun hastasını 'yurt dışından özel bir ilaç getirteceğim' diyerek aldatıp para alması dolandırıcılıktır. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunda ise (TCK m.155/2), mal veya değer, faile (serbest meslek sahibine) mesleki ilişkinin gereği olarak, muhafaza veya belirli bir şekilde kullanma amacıyla, en başta 'güvene dayalı olarak' ve 'rızayla' teslim edilir. Failin suç kastı, bu teslimden sonra, mal üzerinde kendisine tanınan yetkinin dışına çıkarak zilyetliğin devri amacına aykırı bir şekilde tasarrufta bulunmasıyla (örn: parayı kendi hesabına geçirmesi) ortaya çıkar. Burada başlangıçta hile yoktur, sonradan doğan bir ihanet vardır. (Kaynak: ayboga.av.tr/dolandiricilik-sucu-ve-cezasi/)