Marka hakkına tecavüz suçunda, orijinal ürün ile taklit ürün arasındaki iltibası (karıştırılma ihtimalini) değerlendirirken, ortalama bir tüketicinin algısı mı, yoksa konunun uzmanı bir kişinin teknik bilgisi mi esas alınmalıdır? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını, 'markanın asıl unsuru' ve 'bütünü itibariyle bıraktığı izlenim' kavramları çerçevesinde açıklayınız.
İltibasın değerlendirilmesinde esas alınması gereken, 'ortalama bir tüketicinin' algısıdır. Amaç, normal dikkat ve tecrübeye sahip bir alıcının, iki marka arasında bağlantı kurma veya karıştırma ihtimalinin olup olmadığını tespit etmektir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2021/5406 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu değerlendirme yapılırken markayı oluşturan unsurlar tek tek değil, 'bütünü itibariyle' ele alınır. Markanın asıl unsurunu, yani ayırt ediciliğini vurgulayan imajını ve tüketicinin zihninde bıraktığı 'genel izlenimi' dikkate almak gerekir. Eğer taklit olduğu iddia edilen ürün, üzerindeki başka bir baskın marka veya farklı tasarım unsurları nedeniyle, bir bütün olarak değerlendirildiğinde ortalama tüketicide orijinal marka ile bir karıştırma ihtimali yaratmıyorsa, sadece küçük bir detaydaki benzerlik iltibasın varlığı için yeterli sayılmaz. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/marka-hakkina-tecavuz-sucu-marka-suclari-cezasi.html)