Dolandırıcılık suçunda mağdurun iradesinin sakatlanması, suçun temel unsurudur. Buna göre, failin hileli eylemleri olmasaydı dahi malvarlığında azalmaya razı olacak olan bir mağdurun (örneğin, zaten bağış yapmayı düşündüğü bir kuruma, failin kendisini o kurumun yetkilisi olarak tanıtması üzerine para vermesi) aldatılması durumunda, dolandırıcılık suçunun 'aldatma' ve 'nedensellik bağı' unsurları gerçekleşmiş sayılır mı? Tartışınız.
Dolandırıcılık suçunun manevi unsuru kasttır ve bu kast, hileli davranışlarla birini aldatarak yarar sağlamayı kapsamalıdır. Sorudaki senaryoda, mağdurun iradesi, parayı kime ve hangi vasıfla verdiğine ilişkin olarak sakatlanmıştır. Mağdur, parayı A kişisine değil, B kurumunun yetkilisine verdiğini düşünmektedir. Failin hileli davranışı (kendisini yetkili olarak tanıtması) ile mağdurun malvarlığı üzerindeki tasarrufu (parayı verme eylemi) arasında doğrudan bir nedensellik bağı vardır. Mağdurun genel olarak bir bağış yapma niyeti olması, failin bu niyeti istismar ederek hileli bir davranışla menfaati kendisine yönlendirdiği gerçeğini ortadan kaldırmaz. Suçun oluşumu için mağdurun malvarlığında bir azalma ve failin malvarlığında haksız bir artış olması yeterlidir. Mağdurun iradesi, tasarrufun yöneldiği kişi ve sebep konusunda aldatılmıştır. Bu nedenle, dolandırıcılık suçunun tüm unsurları, özellikle aldatma ve nedensellik bağı unsurları gerçekleşmiş sayılır. (Kaynak: ayboga.av.tr/dolandiricilik-sucu-ve-cezasi/ - Kavramların yorumlanması)