Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/1164 K. sayılı kararında, sanığın konutunda hakim kararı olmaksızın yapılan arama ve elkoyma işlemi sonucu elde edilen pantolon ve ayakkabıya dayanılarak düzenlenen 'mukayese tutanağı' ve bu doğrultudaki 'bilirkişi raporu'nun hukuki akıbeti ne olmuştur? Bu durum, 'hukuka aykırı delilin dolaylı etkileri' (zehirli ağacın meyvesi) doktrini ile nasıl ilişkilendirilebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #92443

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, hukuka aykırı arama ve elkoyma işlemi sonucu elde edilen delillerin (pantolon ve ayakkabı) mahkumiyete esas alınamayacağını belirtmiştir. Kararda daha da ileri gidilerek, bu hukuka aykırı delillerden yola çıkılarak elde edilen ikincil delillerin, yani 'mukayese tutanağı' ve bu tutanağa dayanan 'bilirkişi raporu'nun da hükme esas alınamayacağına karar verilmiştir. Bu yaklaşım, Anglo-Amerikan hukukundaki 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' (fruit of the poisonous tree) doktrininin bir yansımasıdır. Bu doktrine göre, hukuka aykırı bir birincil delil (zehirli ağaç) vasıtasıyla ulaşılan ikincil deliller (meyveler) de hukuka aykırı hale gelir ve yargılamada kullanılamaz. Yargıtay'ın bu kararı, hukuka aykırı delil yasağının sadece doğrudan elde edilen delilleri değil, onlardan türetilen delilleri de kapsadığını göstermesi açısından önemlidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-118-gece-yapilacak-arama.html)