Marka hakkına tecavüz suçuna ilişkin bir davada, suça konu taklit ürünlerin müsaderesine karar verilirken TCK m. 54/1 mi, yoksa TCK m. 54/4 mü uygulanmalıdır? Bu iki fıkra arasındaki fark nedir ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verildiğinde bu durum neden önem kazanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #92425

Bu durumda TCK m. 54/4 uygulanmalıdır. İki fıkra arasındaki temel fark şudur: TCK m. 54/1, suçun işlenmesinde kullanılan veya suçtan elde edilen ve bizatihi suç oluşturmayan eşyanın müsaderesini düzenler ve bu müsadere mahkumiyete bağlıdır. TCK m. 54/4 ise, üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı bizatihi suç oluşturan eşyanın müsaderesini düzenler ve bu müsadere için bir mahkumiyet şartı aranmaz. Marka taklidi ürünlerin kendisi, bulundurulması ve satılması dahi suç olduğundan, bu ürünler TCK m. 54/4 kapsamındadır. Bu ayrım, HAGB kararı verildiğinde önem kazanır. Eğer müsadere TCK m. 54/1'e göre yapılırsa, denetim süresi sonunda düşme kararı verildiğinde mahkumiyet ortadan kalkacağı için müsadere kararı da hükümsüz kalır ve taklit ürünlerin sanığa iadesi gibi bir sonuç doğar. Ancak müsadere TCK m. 54/4'e göre yapılırsa, mahkumiyetten bağımsız olduğu için, HAGB sonrası düşme kararı verilse bile müsadere kararı geçerliliğini korur. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2021/3282 K. sayılı kararı da bu yöndedir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/marka-hakkina-tecavuz-sucu-marka-suclari-cezasi.html)