5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu m.9/8 ile İHAM ve AYM içtihatları, gizli tanık beyanının delil değeri konusunda hangi temel ayrımı yapmaktadır? Bir gizli tanık beyanı, tek başına hem tutuklamaya hem de mahkumiyete esas alınabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #92416

Temel ayrım, beyanın kullanıldığı yargılama aşamasıdır. 5726 sayılı Kanun m.9/8, 'gizli tanık beyanının tek başına hükme esas alınamayacağını' açıkça düzenlemiştir. Bu, mahkumiyet kararı verilebilmesi için gizli tanık beyanının mutlaka başka delillerle desteklenmesi gerektiği anlamına gelir. Ancak kanunda, bu beyanın tek başına tutuklamaya dayanak oluşturamayacağına dair bir yasak yoktur. İHAM ve AYM içtihatları da bu ayrımı benimser. Belirli koşullar (somut olgulara dayanma, şüpheliye güvence sağlama) altında bir gizli tanık beyanı, soruşturma aşamasında tutuklama için gerekli 'kuvvetli belirti' veya 'makul şüphe'yi oluşturmak için tek başına yeterli görülebilir. Ancak bu beyan, kovuşturma aşamasında tek başına mahkumiyet için yeterli değildir. Özetle, gizli tanık beyanı tek başına tutuklamaya (istisnai olarak) esas alınabilirken, tek başına mahkumiyete esas alınamaz. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/gizli-tanik-beyani-tek-basina-kuvvetli-suc-belirtisi-olusturabilir-mi-aymnin-riza-barut-karari-uzerine-kisa-bir-degerlendirme)