Gizli tanık beyanının delil değeri, soruşturma (tutuklama) ve kovuşturma (mahkumiyet) aşamaları açısından farklılık gösterir mi? İHAM ve AYM'nin bu konudaki yaklaşımını, özellikle İHAM'ın Labita/İtalya kararını referans alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #92373

Evet, farklılık gösterir. Hem İHAM hem de AYM, bir delilin tutuklama için yeterli görülmesi ile mahkumiyet için yeterli görülmesi arasında farklı standartlar olduğunu kabul eder. Kovuşturma (mahkumiyet) aşamasında daha sıkı güvenceler aranır. İHAM'ın Labita/İtalya kararında belirtildiği üzere, itirafçı bir gizli tanığın ifadeleri, soruşturmanın başında bir kişinin tutuklanması için 'makul şüphe' oluşturmaya tek başına yeterli olabilir. Ancak, bu tek başına yeterli olan unsur, tutukluluğun uzun süre devam etmesini haklı çıkarmaz. Tutukluluğun devamı için gizli tanık beyanlarının mutlaka başka delillerle veya objektif unsurlarla desteklenmesi gerekir. Aynı şekilde, 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu m.9/8'e göre gizli tanık beyanı tek başına mahkumiyet hükmüne esas alınamaz. Özetle, gizli tanık beyanı tutuklamanın başlangıcında tek başına yeterli olabilirken, tutukluluğun devamı ve mahkumiyet için mutlaka yan delillerle desteklenmelidir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/gizli-tanik-beyani-tek-basina-kuvvetli-suc-belirtisi-olusturabilir-mi-aymnin-riza-barut-karari-uzerine-kisa-bir-degerlendirme)