657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun (DMK) 125. maddesinde yer alan 'Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak' gibi genel ifadeler içeren disiplin suçları, Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen 'suç ve cezaların kanuniliği' ilkesi açısından nasıl bir sorun teşkil etmektedir? Danıştay'ın bu konudaki yaklaşımı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #92348

Anayasa'nın 38. maddesindeki 'suç ve cezaların kanuniliği' ilkesi, suçların ve cezaların kuşkuya yer vermeyecek biçimde açık, net ve sınırlarının belli olmasını gerektirir. DMK m.125'te yer alan 'Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak' veya 'memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak' gibi ibareler, hangi eylemlerin suç sayıldığını net bir şekilde tanımlamadığı için belirsizdir. Bu durum, idareye çok geniş bir takdir yetkisi tanıyarak keyfi uygulamalara yol açma potansiyeli taşır ve bu yönüyle kanunilik ilkesiyle çelişir. Metinde belirtildiği üzere Danıştay, özellikle 'şeref ve haysiyet kırıcı suç' gibi kavramların TCK'da tanımının bulunmadığını, bu nedenle bir fiilin bu nitelikte olup olmadığının takdirinin yargı yerine ait olduğunu belirtmektedir. Ancak bu durum, yasal belirlilik eksikliğini gidermemekte ve memur güvencesini zayıflatmaktadır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/devlet-memurlari-kanunu-125-madde-dmk/)