Tapu kaydının orman olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi nedeniyle Devlet'e karşı açılacak tazminat davasında, davacının taşınmazı satın alırken 'eylemli orman' niteliğinde olduğunu bilmesi, Devletin TMK m. 1007 kapsamındaki sorumluluğunu ortadan kaldırır mı? Hukuk Genel Kurulu'nun yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #92237

Kural olarak, TMK m. 1024 uyarınca bir tescilin yolsuz olduğunu bilen veya bilmesi gereken kötü niyetli üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (2018/1168 K.), TMK m. 1007 sorumluluğu açısından konuya daha farklı yaklaşmaktadır. Kurul'a göre, Devletin tapu sicilini doğru tutma yükümlülüğü ve bu sicile güvenerek işlem yapan vatandaşı koruma sorumluluğu asıldır. Davacının taşınmazı satın aldığı tarihte tapu kaydında orman olduğuna dair hiçbir şerh veya kısıtlama yoksa, davacının iyi niyeti karine olarak kabul edilir. Sadece taşınmazın fiili durumunun orman niteliğinde olması, davacının bu hukuki durumu bildiği veya bilmesi gerektiği sonucunu doğurmak için tek başına yeterli değildir. Kötü niyetin, davalı Hazine tarafından açık ve kesin delillerle ispatlanması gerekir. Aksi halde, Devletin kusursuz sorumluluğu devam eder.