Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazına konu olan uyuşmazlıkta, Özel Daire'nin sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünü onarken, araç müsaderesine ilişkin hükmü ayrıca bozması neden eleştirilmiştir? Müsadere hükmünün hukuki statüsü nedir?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, müsadere hükmünün fer'i (bağlı) bir hüküm olmakla birlikte, aracın suçta kullanılıp kullanılmadığı olgusunun esas kararla (mahkumiyetle) bağlantılı olduğunu, bu nedenle iki hükmün ayrı ayrı sonuçlandırılmasının çelişkili kararlara yol açabileceğini ileri sürmüştür. Başsavcılığa göre, Daire'nin her iki hususu birlikte değerlendirip, hukuka aykırılığı CMUK m. 322 uyarınca 'düzeltilerek onama' yoluyla tek bir kararda birleştirmesi gerekirdi. Ancak Ceza Genel Kurulu (2015/325 E., 2018/662 K.), bu itirazı reddetmiştir. Kurul'a göre, CMK m. 223 uyarınca güvenlik tedbirine (müsadereye) ilişkin karar, mahkumiyet kararından bağımsız, kendi başına bir 'hüküm'dür. Özellikle müsadere kararı, davanın tarafı olmayan üçüncü bir kişiyi (araç malikini) ilgilendirdiği için, bu hüküm mahkumiyet hükmünden ayrı olarak incelenebilir ve farklı sonuçlara (biri onama, diğeri bozma) bağlanabilir.