Direnme kararına konu olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında, yerel mahkemenin davacının 'kötü niyetli' olduğuna dair gerekçesi neydi ve HGK bu gerekçeyi neden kabul etmemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #92165

Yerel mahkeme, tapu iptaline ilişkin önceki davada (İzmir 8. Asliye Hukuk) taşınmazın eylemli orman niteliğinde olduğunun ve davacıların bu durumu bilerek satın aldıklarının belirtildiğini, bu kararın kesinleştiğini ve davacının kötü niyetini gösteren güçlü bir delil olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, taşınmazın fiili durumunun orman olması ve sonradan taş ocağına çevrilmesinin de davacının durumu bildiğini gösterdiğini savunmuştur. Hukuk Genel Kurulu (2018/1168 K.) ise bu gerekçeyi kabul etmemiştir. HGK'ya göre; davacı şirketin taşınmazı satın aldığı 1990 yılında tapu kaydında orman olduğuna dair hiçbir şerh veya kısıtlama yoktur. Devletin tuttuğu resmi sicile güven esastır. Başka bir mahkeme kararındaki dolaylı bir tespit, TMK m. 1007 kapsamındaki kusursuz sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Devletin, sicili doğru tutma yükümlülüğü ve bu sicile güvenen iyi niyetli kişilerin zararını tazmin etme sorumluluğu asıldır. Davacının kötü niyetli olduğunun açık ve kesin delillerle ispatlanamaması nedeniyle Devletin sorumluluğunun devam ettiğine karar vermiştir.