Orman olduğu sonradan anlaşılan ve tapusu iptal edilen bir taşınmazı, tapu kaydına güvenerek satın alan iyi niyetli kişinin durumu TMK m. 1023 ve m. 1007 kapsamında nasıl değerlendirilir? Davacının 'kötü niyetli' sayılması için hangi unsurlar aranmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #92163

Tapu kaydına güvenerek, üzerinde orman olduğuna dair bir şerh veya kısıtlama bulunmayan bir taşınmazı satın alan ve sonradan tapusu orman vasfı nedeniyle iptal edilen kişi, TMK m. 1007 kapsamında Devlet'ten tazminat talep edebilir. TMK m. 1023, tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanan kişinin kazanımını korur. Ancak orman gibi kamu malı niteliğindeki yerler özel mülkiyete konu olamayacağından, bu madde tapunun geçerliliğini sağlamaz. Fakat bu durum, tapuya güvenerek zarara uğrayan kişinin TMK m. 1007'ye dayalı tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Davacının TMK m. 1024 anlamında 'kötü niyetli' sayılması için, taşınmazı satın aldığı sırada tapudaki tescilin yolsuz olduğunu (örneğin orman olduğunu) 'bildiği veya bilmesi gerektiği'nin ispatlanması gerekir. Sadece taşınmazın fiili durumunun ormanlık alana benzemesi tek başına kötü niyeti ispatlamaz; kişinin durumu bilebilecek uzmanlıkta olması, bölgeyi çok iyi tanıması gibi ek delillerin varlığı gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/1168 K. sayılı kararı, tapuda şerh yoksa kural olarak alıcının iyi niyetli kabul edilmesi ve Devletin sorumluluğunun doğması gerektiği yönündedir.