Yalan tanıklık (TCK m. 272) suçu ile iftira (TCK m. 267) suçu, bir kişinin işlenmemiş bir suçu başkasına isnat etmesi bağlamında nasıl ayırt edilir?
Bu iki suçun temel ayrımı, failin hukuki statüsü ve eylemin yapıldığı aşamadır. Yalan tanıklık, bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında 'tanık' sıfatıyla dinlenen kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunmasıyla oluşur. Fail, adli bir süreçte resmi olarak tanık olarak dinlenmektedir. İftira ise, herhangi bir kişinin, tanık sıfatı olmaksızın, yetkili bir makama ihbar veya şikayette bulunarak birine suç atmasıyla oluşur. Yargıtay 8. CD'nin 2020/3760 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, bir kişinin karakola giderek bir cinayeti gördüğünü ve failin X kişisi olduğunu söylemesi, ifadesinin altına 'tanık' yazılsa bile, bu eylem bir bütün olarak iftira suçunu oluşturur; çünkü kişi olayı başlatan ihbarcı konumundadır, devam eden bir davada tanık olarak dinlenmemektedir.