Orman olduğu gerekçesiyle tapusu iptal edilen bir taşınmazın maliki olan davacının, TMK m. 1007'ye dayalı tazminat talebinin, 'taşınmazın eylemli orman niteliğinde olduğu ve davacının bunu bilerek kötü niyetle satın aldığı' iddiasıyla reddedilmesi hukuken mümkün müdür? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2022 E. sayılı kararı bu konuda ne yönde bir içtihat ortaya koymuştur?
Yerel mahkeme bu yönde bir direnme kararı vermişse de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2022 E., 2018/1168 K. sayılı kararında bu görüşü kabul etmemiştir. Kurul, davacının taşınmazı satın aldığı tarihte tapu kaydında orman olduğuna dair bir şerh veya kısıtlama bulunmadığına ve işlemin resmi olarak tapuda yapıldığına dikkat çekmiştir. Devletin tuttuğu sicile güvenerek işlem yapan kişinin, sonradan tapusunun iptal edilmesi halinde zararının tazmin edilmesi gerektiğini, TMK m. 1007 uyarınca Devlet'in kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu belirtmiştir. Davacının, taşınmazın eylemli durumunu bilmesinin bekleneceği ve bu nedenle kötü niyetli olduğu yönündeki yerel mahkeme gerekçesini, tapu siciline güven ilkesi ve Devletin asli sorumluluğu karşısında yeterli görmeyerek bozma kararı vermiştir. Bu karar, resmi sicile güvenin, fiili durumu bilme yükümlülüğünden daha üstün tutulması gerektiğini ortaya koymaktadır.