Bir tenkis davasında, davalı, mirasbırakanın kendisine yaptığı kazandırmanın saklı payı ihlal ettiğini kabul etmekle birlikte, davacının da mirasbırakandan tenkise tabi başka kazandırmalar aldığını iddia ederse, bu iddia hukuken nasıl bir nitelik taşır ve mahkeme tarafından nasıl değerlendirilir?
Davalının bu iddiası, hukuken bir 'defi' niteliği taşır. Özellikle 'tenkiste tenkis' veya 'mahsup' defi olarak adlandırılabilir. Davalı, davacının talebini tamamen reddetmemekte, ancak davacının kendisinin de benzer bir durumda olduğunu, dolayısıyla onun talep hakkının, kendi aldığı kazandırma oranında azaltılması veya ortadan kaldırılması gerektiğini ileri sürmektedir. Mahkeme, bu iddiayı ciddiye almak ve araştırmak zorundadır. Bu durumda mahkeme, sadece davalıya yapılan kazandırmayı değil, davacının da mirasbırakandan aldığı ve tenkise tabi olabilecek tüm sağlararası kazandırmaları (bağışları) tespit eder. Tereke hesabı yapılırken, hem davalının hem de davacının aldığı tenkise tabi kazandırmalar terekenin aktifine eklenir. Daha sonra, her bir mirasçının saklı payı hesaplanır. Davacının saklı payından, kendisinin daha önce almış olduğu kazandırma miktarı 'mahsup edilir' (düşülür). Ancak bu mahsuptan sonra, davacının hala bir saklı pay alacağı kalıyorsa, bu miktar davalıdan tenkis edilir. Bu, tenkis işleminin adil ve hakkaniyete uygun bir şekilde, tüm mirasçılar arasındaki dengeyi gözeterek yapılmasını sağlar.