Yargıtay CGK 2015/861 E. sayılı kararında, yerel mahkemenin suç tarihinde yürürlükte olmayan kanunları uygulamasının 'düzeltilerek onama' ile giderilememesinin bir nedeni olarak 'delillerle yüz yüzelik ilkesi' gösterilmiştir. Bu ilke, somut olaydaki hangi kararın Yargıtay tarafından verilememesine neden olmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91528

'Delillerle yüz yüzelik ilkesi', somut olayda, Yargıtay'ın, sanık hakkında belirlenecek olan 'denetim süresinin' ne kadar olacağına karar verememesine neden olmuştur. Delillerle yüz yüzelik (veya vasıtasızlık) ilkesi, karar verecek olan hakimin, sanığı, tanıkları ve diğer delilleri bizzat ve araya bir vasıta girmeden görmesi, dinlemesi ve değerlendirmesi gerektiğini ifade eder. 5237 sayılı TCK m. 51'e göre, ertelenmiş bir ceza için belirlenecek olan denetim süresi (1 ila 3 yıl arasında), kanunun hakimin takdirine bıraktığı bir konudur. Hakimin bu takdiri kullanırken, sanığın kişiliğini, duruşmadaki tutumunu, pişmanlığını ve yeniden suç işleme riskini değerlendirmesi gerekir. Bu değerlendirme, ancak sanığı bizzat gözlemleyen, onu sorgulayan ve yargılamayı yürüten yerel mahkeme hakimi tarafından sağlıklı bir şekilde yapılabilir. Dosya üzerinden inceleme yapan Yargıtay'ın, sanığı hiç görmeden, onun kişiliği hakkında bir kanaate vararak bir denetim süresi belirlemesi, 'delillerle yüz yüzelik' ilkesine aykırı olurdu. Bu takdir yetkisi yerel mahkemeye ait olduğu için, Yargıtay bu işlemi kendisi yapamamış ve bu nedenle de hatayı 'düzeltilerek onama' ile gideremeyip, yeniden karar verilmesi için dosyayı 'bozma' yoluna gitmiştir.