AİHM, Yüksel Yalçınkaya kararında, 'ulusal mahkemelerin başvuranın özel ve ilgili taleplerine ve itirazlarına cevap vermemesinin, savunma argümanlarına karşı duyarsız oldukları ve başvuranın gerçekten “dinlenmediği” konusunda meşru bir şüphe uyandırdığını' belirtmiştir (§ 341). Bu tespit, adil yargılanma hakkının hangi alt ilkesinin ihlal edildiğini göstermektedir?
Bu tespit, adil yargılanma hakkının (AİHS m. 6) temel alt ilkelerinden olan 'gerekçeli karar hakkı' ve 'hakkın etkili bir şekilde dinlenilmesi' (right to be heard) ilkesinin ihlal edildiğini göstermektedir. - Gerekçeli Karar Hakkı: Bu hak, mahkemelerin, tarafların davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki temel iddia ve savunmalarını dikkate aldığını ve bunlara neden itibar edip etmediğini kararlarında makul bir şekilde açıklamasını gerektirir. Mahkemenin, savunmanın temel argümanlarına ve taleplerine hiç cevap vermemesi, bu hakkın özünü zedeler. - Hakkın Etkili Bir Şekilde Dinlenilmesi: Bu ilke, tarafların sadece konuşma veya dilekçe verme hakkına sahip olması değil, aynı zamanda ileri sürdükleri argümanların mahkeme tarafından 'gerçekten dinlenilmesi', ciddiye alınması ve değerlendirilmesi gerektiği anlamına gelir. AİHM'in ifadesiyle, mahkemelerin savunmanın argümanlarına karşı 'duyarsız' kalması ve onları yanıtsız bırakması, sanığın 'gerçekten dinlenmediği', yani savunma hakkını sadece şeklen kullandığı, ancak bunun mahkemenin karar alma sürecinde hiçbir etki yaratmadığı sonucunu doğurur. Bu durum, yargılamanın adilliğine olan güveni temelden sarsar.