Makalede, CMK m. 308 uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı itirazının 'sirayeti' konusunda kanun koyucunun düzenleme yapması gerekliliğinin 'gözden kaçırıldığı' kanaati dile getirilmektedir. Eğer kanun koyucu bu konuda bir düzenleme yapacak olsaydı, 'eşitlik' ve 'adalet' ilkeleri gereği bu düzenlemenin ne yönde olması beklenirdi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91513

Eğer kanun koyucu bu konuda bir düzenleme yapacak olsaydı, 'eşitlik' ve 'adalet' ilkeleri gereği, bu düzenlemenin, CMK m. 306'daki temyize ilişkin sirayet kuralına paralel bir şekilde, Başsavcı itirazı üzerine verilen lehe bozma kararlarının da, koşulları varsa, diğer sanıklara sirayet edeceği yönünde olması beklenirdi. Böyle bir düzenleme, muhtemelen şu şekilde olurdu: 'Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı üzerine verilen kararlar, itiraza konu edilmeyen veya itirazı reddedilen diğer sanıklar hakkında da lehe sonuç doğuracak nitelikte ise, bu sanıklar da karardan yararlanırlar.' Bu tür bir düzenleme, aynı hukuki durumda olan ve aynı delillerle yargılanan sanıklar arasında, sadece birinin lehine Başsavcı itirazı yapılmış olması veya yapılmamış olması gibi tesadüfi nedenlerle farklı sonuçlar ortaya çıkmasını engellerdi. Bu, yargı kararlarına olan güveni artırır ve 'eşitlik' ilkesini pekiştirirdi. Makalenin genel ruhu da, kanuni bir boşluğun, sanıkların haklarını genişletecek ve adaleti sağlayacak şekilde doldurulması gerektiği yönündedir.