Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2016/2015 K. sayılı kararında, sanığın kollukta müdafii olmadan verdiği ikrarın hükme esas alınması CMK m. 148/4'e aykırılık olarak kabul edilmiştir. Bu kuralın, 'Ceza Muhakemesi Kanununun Bağlayıcılığı' ilkesi (CMK m. 4) açısından anlamı nedir?
Bu kuralın 'Ceza Muhakemesi Kanununun Bağlayıcılığı' ilkesi (CMK m. 4) açısından anlamı, ceza muhakemesi faaliyetinde bulunan tüm makamların (kolluk, savcı, mahkeme), kanunda belirtilen usul kurallarına uymakla mutlak surette yükümlü olmalarıdır. CMK m. 4, 'Mahkemeler, ceza davalarını bu Kanunda yazılı usullere göre yürütür ve sonuçlandırır.' diyerek bu bağlayıcılığı açıkça ifade eder. CMK m. 148/4, bir delilin (avukatsız kolluk ifadesi) hangi şartlarda kullanılamayacağını belirten amir bir usul kuralıdır. Mahkemenin, kanunun 'hükme esas alınamaz' dediği bir delili, takdir yetkisini kullanarak veya başka bir gerekçeyle hükme esas alması, bu bağlayıcılık ilkesinin açık bir ihlalidir. Bu, mahkemenin kanunun üzerinde olmadığı, aksine kanuna tabi olduğu ve kanunun çizdiği sınırlar içinde hareket etmek zorunda olduğu anlamına gelir. Yargıtay'ın bu tür bir uygulamayı bozma nedeni sayması, CMK'daki usul kurallarının emredici niteliğini ve bunlara uyulmamasının bir 'hukuka aykırılık' oluşturduğunu teyit etmektedir.