Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2019/2218 K. sayılı kararında, sanığın 'tevilli ikrarı'nın, hukuka aykırı iletişim tespit tutanaklarına dayandığı gerekçesiyle delil olarak kabul edilmemesi, hangi iki delil değerlendirme ilkesinin bir arada uygulanmasının bir sonucudur?
Bu durum, iki temel delil değerlendirme ilkesinin bir arada uygulanmasının bir sonucudur: 1) Hukuka Aykırı Delillerin Değerlendirilmesi Yasağı: Kararda, tefecilik suçunun katalog suçlardan olmaması nedeniyle, iletişimin tespiti tutanaklarının 'hukuka aykırı delil' niteliğinde olduğu ve hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir. Bu, delil yasaklarının doğrudan uygulanmasıdır. 2) Zehirli Ağacın Meyvesi de Zehirlidir İlkesi (Fruit of the Poisonous Tree): Kararda, 'iletişimin tespiti tutanaklarına istinaden alınan ikrarın da... suçun sübutunda delil olarak değerlendirilemeyeceği' belirtilmiştir. Bu, hukuka aykırı bir delilden (zehirli ağaç) elde edilen veya onun etkisiyle ortaya çıkan bir başka delilin (ikrar, yani zehirli meyve) de hukuka aykırı hale geleceği ve kullanılamayacağı anlamına gelir. Sanık, hukuka aykırı olan bu dinleme kayıtlarıyla yüzleştirilerek veya bu kayıtların varlığının baskısıyla ikrarda bulunmaya yönlendirilmiştir. Bu nedenle, ikrarın kendisi de bu hukuka aykırılıktan etkilenmiş ve delil değerini kaybetmiştir. Bu iki ilkenin birleşimi, hem hukuka aykırı delilin hem de ondan türeyen ikrarın yargılamadan dışlanmasını gerektirmiştir.