Delillerin tartışılmasıyla ilgili makalede, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin, CMK m. 289/1-(g) ve (h) bentleri kapsamına giren hukuka aykırılıkları, bu bentler dışında kalan bir bende 'sokmak suretiyle' bozma kararı vermesi eleştirilmektedir. Bu eleştirinin temelindeki usuli sorun nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91502

Bu eleştirinin temelindeki usuli sorun, BAM ceza dairelerinin, CMK m. 280'de kendilerine getirilen 'duruşma açma zorunluluğunu' baypas etmek için kanunu dolanmasıdır. CMK m. 280, BAM'ın, ilk derece mahkemesi kararında CMK m. 289/1-(g) (gerekçesizlik) ve (h) (savunma hakkının kısıtlanması) bentlerindeki hukuka aykırılıkları tespit etmesi halinde, dosyayı bozup geri gönderemeyeceğini, 'duruşma hazırlığı yaparak gerekli delilleri topladıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma sonunda hüküm kurulmasına' karar vereceğini emreder. Yani bu iki halde, BAM'ın duruşma açması zorunludur. Makalede eleştirilen uygulama, bazı BAM dairelerinin, aslında (h) bendine giren bir 'savunma hakkı kısıtlamasını', yapay bir yorumla (i) bendine (hukuka aykırı delil) veya başka bir bende sokarak, kendilerine dosyayı bozup ilk derece mahkemesine geri gönderme yetkisi yaratmaya çalışmalarıdır. Bu, hem kanunun açık emrine aykırı bir davranıştır hem de yargılamayı uzatarak usul ekonomisi ilkesini zedelemektedir. Yazar, bu tür kararların CMK m. 280 ve 289'a aykırı olduğunu ve bu kararlara karşı da bir denetim mekanizması (örneğin, ilk derece mahkemesinin direnme hakkı) getirilmesi gerektiğini savunmaktadır.