Makalede, CMK m. 306'daki sirayet hükmünün kıyasen uygulanması savunulurken, 'her ne kadar sirayet kurumunun kendisi; “davasız yargılama olmaz” ilkesinin bir istisnası olarak karşımıza çıksa da...' ifadesi kullanılmaktadır. Sirayet kurumunun 'davasız yargılama olmaz' ilkesinin istisnası olmasının sebebini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91501

Sirayet kurumunun 'davasız yargılama olmaz' (Latince: ne procedat iudex ex officio) ilkesinin bir istisnası olmasının sebebi, mahkemenin, hakkında bir kanun yolu başvurusu yapılmamış bir sanığın hukuki durumunu re'sen (kendiliğinden) ele alıp onun lehine bir sonuç yaratmasıdır. 'Davasız yargılama olmaz' ilkesi, bir mahkemenin bir uyuşmazlığı inceleyebilmesi için, o uyuşmazlığın yetkili bir makam veya kişi tarafından bir 'dava' (talep, başvuru) ile önüne getirilmesi gerektiğini ifade eder. Kanun yolu aşamasında bu, Yargıtay'ın veya istinaf mahkemesinin, sadece kanun yoluna başvuran sanıkların dosyalarını inceleyebileceği anlamına gelir. Sirayet (CMK m. 306) ise, bu kuralı deler. Temyiz eden bir sanık lehine verilen bozma kararının, temyiz 'etmemiş', yani Yargıtay nezdinde kendisi için bir 'dava' açılmamış olan diğer sanıklara da uygulanmasını sağlar. Yargıtay, hakkında bir başvuru olmamasına rağmen, adaletin ve eşitliğin gereği olarak, diğer sanığın dosyasını da kendiliğinden ele alır ve bozmadan onun da yararlanmasına karar verir. Bu, mahkemenin re'sen harekete geçtiği istisnai bir durumdur.