Bir sanığın, uyuşturucu ticareti suçundan (TCK m. 188) yargılanırken, yakalanan maddenin kendisine ait olduğunu ve ticari amaçla bulundurduğunu açıkça ikrar etmesi, tek başına mahkumiyet için yeterli bir delil midir? Yargıtay'ın 'ikrarın yan delillerle desteklenmesi' kuralı bu durumda nasıl uygulanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91491

Hayır, sanığın bu açık ikrarı dahi tek başına mahkumiyet için yeterli bir delil değildir. Yargıtay'ın 'ikrarın yan delillerle desteklenmesi' kuralı, en açık ve samimi görünen ikrarlar için bile geçerlidir. Bunun nedeni, sanığın çeşitli nedenlerle (örneğin, asıl fail olan bir yakınını korumak, bir çete liderinin baskısıyla suçu üstlenmek, para karşılığında suçu üstlenmek) yalan yere ikrarda bulunma ihtimalinin her zaman var olmasıdır. Bu durumda mahkemenin, ikrarın doğruluğunu ve maddi gerçekle örtüşüp örtüşmediğini denetlemek için 'yan delilleri' araştırması gerekir. Bu yan deliller şunlar olabilir: - Sanığın telefon kayıtları (HTS raporları) ve mesajlaşmaları, - Müşteri veya tedarikçilerle yaptığı görüşmelerin tespiti, - Evinde veya üzerinde hassas terazi, paketleme malzemeleri, yüklü miktarda nakit para bulunması, - Banka hesap hareketlerindeki şüpheli para transferleri, - Bağımsız tanıkların beyanları. Eğer dosyada, ikrarı destekleyen bu türden hiçbir somut, objektif yan delil bulunamazsa, sadece sanığın soyut ikrarına dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulması, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesine aykırı olur ve Yargıtay tarafından bozulabilir.