Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/1283 E. sayılı kararında, sanıkların 'silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme' (TCK m. 220/6) suçundan cezalandırıldığı belirtilmiştir. Bu suçun, doğrudan 'örgüt üyeliği' (TCK m. 314/2) suçundan farkı nedir?
Bu iki suç tipi arasındaki temel fark, failin örgütle olan bağının 'niteliği' ve 'yoğunluğundadır'. - Örgüt Üyeliği (TCK m. 314/2): Bu suçun oluşması için, failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması, örgütün amacını benimsemesi ve örgütle 'organik bir bağ' kurması gerekir. Bu organik bağ, Yargıtay içtihatlarına göre 'süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk' gösteren eylemlerle ortaya çıkar. Üye, örgütün bir parçasıdır. - Örgüt Adına Suç İşleme (TCK m. 220/6): Bu suçta ise, fail örgütün hiyerarşik yapısına dahil değildir, yani 'üye' değildir. Ancak, üye olmamasına rağmen, örgütün amaç ve faaliyetleri doğrultusunda, onun bilgisi veya talimatıyla, örgütün gücünden yararlanarak bir suç işler. Fail, örgütün dışında ancak onun 'adına' veya 'yararına' hareket eden bir kişidir. Örneğin, bir terör örgütünün talimatıyla, üyesi olmadığı halde bir yere bomba koyan kişi bu suçu işlemiş olur. Bu suç, örgüte üye olmayan ancak onun faaliyetlerine katkı sağlayan kişileri de cezalandırma amacı taşır ve fail, ayrıca işlediği suçtan (örneğin, bomba koyma) dolayı da cezalandırılırken, örgüt üyeliği gibi bir ceza artırımıyla da karşılaşır.