Bir sanığın, uyuşturucu ticareti suçundan mahkumiyetinin tek delili, kendisinin ve başka bir sanığın 'tevilli ikrarları' ise, bu delillerin mahkumiyet için yeterli olup olmadığını, 'delillerin birbirini teyit etmesi' ilkesi açısından tartışınız.
Bu durum, mahkumiyet için yeterli delil olup olmadığı konusunda ciddi şüpheler barındırır ve genellikle yetersiz kabul edilir. 'Delillerin birbirini teyit etmesi' ilkesi, bir delilin güvenilirliğinin, ondan bağımsız başka bir delil tarafından doğrulanması gerektiğini ifade eder. İki sanığın da 'tevilli ikrarda' bulunması, ilk bakışta birbirini teyit ediyor gibi görünebilir. Ancak, her iki delilin de kaynağı aynı nitelikte ve 'şüpheli'dir. Her iki sanık da, suçu doğrudan kabul etmek yerine olayı kendi lehlerine çevirerek anlatma eğilimindedir ve birbirlerini suçlayarak veya kendi rollerini hafifleterek ortak bir savunma stratejisi izliyor olabilirler. Bu durumda, bir şüpheli beyan, diğer bir şüpheli beyanla teyit edilmiş olur ki bu, sağlam bir ispat temeli oluşturmaz. Ceza mahkumiyetinin, bu tür sübjektif ve potansiyel olarak güvenilmez beyanlar yerine, objektif ve maddi delillerle (teknik takip, kriminal inceleme, bağımsız tanık beyanı vb.) desteklenmesi gerekir. İki şüpheli beyanın birbirini tekrar etmesi, maddi gerçeğe ulaşıldığı anlamına gelmez. Bu nedenle, başka hiçbir yan delil yoksa, sadece iki sanığın tevilli ikrarına dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulması, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesine aykırı olacaktır.